ALMANYA STUTTGART’TA PONTOS RUM SOYKIRIMI ANMASI

Leyla Poyraz – STUTTGART

19 Mayıs 1919’da başlayan ve 1923 yılına kadar süren Pontos Rum soykırımında hayatını kaybeden 353 bin insan Almanya’nın Stuttgart kentinde düzenlenen bir sessiz yürüyüşle anıldı.

Baden-Württemberg Pontos Rumları Derneği’nin düzenlediği anma etkinliklerine yüzlerce kişi katıldı. Türkiye’den Devrimci Karadeniz, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) ile HDK Avrupa’nın pankartlarıyla yer aldığı yürüyüşte Stuttgart”taki Pontoslu Rumlar da soykırımı kınayan pankartlar açtılar. Anmaya Soykırım Karşıtları Derneği üyeleri de katıldı.

Elazığ Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Yannis Vasilis Yaylalı’nın serbest bırakılmasının istendiği bir pankartı ellerinde beyaz ve kırmızı karanfilleriyle genç kadınlar taşıdı.

Yürüyüşün önünde yer alan kemençe sanatçıları Pontos Rumlarının ağıtlarını çalarken, onlara Pontiyaka/Romeyika sözlerle gençler eşlik etti.

Anmada Trabzonlu Gazeteci Türkan Balaban, Belge Yayınları’nın sahibi ve insan hakları savunucusu Ragıp Zarakolu, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SKYP) adına Leyla Uyar, Baden-Württemberg Pontos Rumları Derneği’nden Eleni Sidiropoulou ile Avrupa Pontos Rumları Dernekleri Federasyonu’ndan bir temsilci yaptıkları konuşmalarla Pontos Rum soykırımını ve bugüne etkinliklerini anlattı.

PONTOS RUM SOYKIRIMININ ASIL KURBANI KADINLARDI

Gazeteci Türkan Balaban yaptığı konuşmada Pontos Rum soykırımının özellikle kadınlara yönelik bir soykırımı olduğuna dikkat çekti. Balaban şunları söyledi:

“Pontos Rum soykırımının asıl kurbanı özellikle kadınlardı. Soykırımı yıllarında Pontoslu Rum kadınlar Müslüman erkeklerin hedefindeydi. Sadece öldürmek değildi amaçlanan. Sadece kadınların fiziksel zayıflığından yararlanmak değildi hedef alınan. Kadın doğurgandı. Hayatın devamıydı. Bu yüzden de kadınlar cinsel anlamda da saldırılara uğradılar. Amaçlanan kadınların varlığını öldürmek, aşağılamak ve küçük düşürmekti ve kiliselerde bile bunu yapmaktan çekinmiyorlardı. Kim şanslıydı? Tecavüze uğrayarak, kiliselerde diri diri yakılarak öldürülenler mi, hayatta kalarak son nefeslerini verinceye kadar yıllarca başka bir dinde, sevmedikleri bir erkeğin tecavüzüne uğrayarak, sevmedikleri bir hayatı yaşamaya zorlananlar mı? Yüzlerce kadın Müslüman olmaya zorlandı. Erkeklerin haremlerine kapatıldı. Çocuklarından ayrı düştüler. Eşlerinin, babalarının, kardeşlerinin katledilişlerine tanık oldular.”

Pontoslu kadınların tüm ölümlere ve baskılara rağmen silahlanıp dağa çıktıklarını da ifade eden Balaban, “Silahlarını kuşandılar, erkek kıyafetleri giydiler ve dağa çıktılar. Küçük çocuklarını sırtlarına bağlayıp savaştılar. Ne Topal Osman ve adamları ne de Merkez Ordusu askerleri; erkeklerle mi, yoksa kadınlarla mı savaştıklarını biliyordu. Sevdiklerinin ölümü onları korkutmak yerine, eşi benzeri olmayan cesaret ve fedakarlıkla ateşledi” diye konuştu.

PONTOS RUM SOYKIRIMI ÜÇ ALANDA YAŞANDI

Pontos Rum soykırımının üç alanda yaşandığını ifade eden Türkan Balaban bu durumu şöyle açıkladı:

“Katledildiler. 353 bin insan mezarları bile olmadan vahşice katledildi, yok edildi.

Sürgün edildiler. 189 bin insan binlerce yıllık topraklarından Pontos’tan bambaşka ülkelere yollandı.

Ve geride kalanlar. Kimliklerini kaybettiler.

Topraklarından gitmek istemeyenlere zorla Müslümanlığı ve Türklüğü kabul etmeleri dayatıldı. Yaşamak için Türklüğü ve Müslümanlığı kabul edenler asimilasyonun en ağırını yaşadılar. Rumluklarından, dinlerinden, dillerinden vazgeçtiler. Bugünün Türkiyesinde Karadeniz adı verilen coğrafyada Rumluğunu, dilini kaybetmiş binlerce insan yaşıyor.”

“TÜRKİYE’DE MÜSLÜMANLAŞTIRILMIŞ RUMLAR YAŞIYOR, HALA BURADAYIZ”

Kendisinin de bugün Türkiye”de yaşamını sürdüren Müslümanlaştırılmış Rum ailelerden birinin evladı olduğunu dile getiren Balaban, “Türkiye’de yaşayan benim gibi binlerce Rumun başka bir etnik kimlik altında yaşamını sürdürmek zorunda kalması soykırımın bugün devam ettiğini gösteriyor. Biz büyük bir aileyiz ve paramparça edilmek, yok edilmek istendik. Ama başaramadılar. Yok edemediler. Çünkü her şeye rağmen bugün Pontos’ta Rum kimliğini arayan, sahip çıkmaya çalışan insanlar gün geçtikçe çoğalıyor. Ama burada konuşuyor olmam, onların başaramadıklarının göstergesidir. Bizim sesimiz başaramadıklarının göstergesidir” dedi.

Balaban konuşmasını, “Hala buradayız. Pontos Rum soykırımında hayatını kaybeden 353 bin insana selam olsun. Anton Paşalara, Koca Anastaslara, Eleni Çavuşlara selam olsun. Mutlaka kazanacağız” sözleriyle bitirdi.

DEVLETİN YAYINLARA BİLE TAHAMMÜLÜ YOK

Ardından konuşan yayıncı Ragıp Zarakolu da Pontos Rum soykırımının hala devam ettiğinin etkilerini yayınevi olarak kitap yayınlama sürecinde bile hissettiklerini söyledi. Pontoslu bir Rum olan Yorgos Andreadis’in kitaplarının Türkçe’ye kazandırılması sürecinde büyük baskılarla karşılaştıklarını söyleyen Zarakolu, “Yayınevinin bombalanmasına varan baskılar yaşadık. Daha önce karşılaşmadığımız baskıları yaşayınca devletin bakış açısında Pontos Rum soykırımının anlatılmasının, kamuoyuna aktarılmasının ne kadar önemli olduğunu anladım. Bizim yaşadıklarımız bile Pontos ve Küçük Asya’da yaşananları anlayabilmek için yeterliydi” diye konuştu.

PONTOS RUM SOYKIRIMI MAĞDURLARINDAN ÖZÜR DİLENMELİ

SYKP adına konuşan Leyla Uyar da, 19 Mayıs’ın bugün Türkiye”de bir bayram günü olarak kutlandığını ancak bir anma günü olması gerektiğine dikkat çekti. Uyar şunları söyledi:

“Ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti Soykırımlar üzerine inşa edilmiş bir devlettir. Hala devam eden Türk-İslam sentezi perspektifi, 100 yıl önce Ermenileri, Süryanileri, Ezidileri, Pontos ve Küçük Asya Rumlarını katlederken, bugün de Kürtleri katletmeye devam ediyor.
Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana İttihat ve Terakki’nin tekçi zihniyetiyle yönetilmekte. 100 yıldır yüzleşilemeyen soykırımcı zihniyet, bugünkü AKP iktidarıyla birlikte sadece Türkiye için değil, bütün Ortadoğu için büyük bir kabus haline geldi.”

Leyla Uyar Pontos Rum soykırımı mağdurlarından özür dilenmesi gerektiğini de dile getirdiği konuşmasını şöyle bitirdi:

“Biz Türkiye’de faaliyet yürüten Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi olarak diyoruz ki;
– Pontos Soykırımı kabul edilmeli ve soykırıma uğrayan bütün halklardan özür dilenmeli,
– Anavatanından sürgün edilen ya da gizli yaşamak zorunda olan bütün Rumlar kendi kimlikleriyle vatandaşlığa kabul edilmeli ve tüm hakları, malları iade edilmeli,
– Bütün gizli arşivler açılmalı, soykırıma karışan halkların tarihsel gerçeklerle yüzleşmesi sağlanmalı!
Soykırımlarla yüzleşelim, sosyalizmde birleşelim!
Yaşasın tüm dünya halklarının eşit, özgür birlikteliği! Kahrolsun ırkçılık ve faşizm”

Konuşmaların ardından soykırım anıtına çelenkler ve beyaz, kırmızı karanfiller bırakılırken tüm katılımcılar kemençe eşliğinde Tin Patridam Exasa (Vatanımı Özledim) şarkısını seslendirdi.

Comments are closed.