DİLİM (RUMCA) YÜZÜNDEN YAŞADIĞIM UTANÇ

Yasemin Genç / Trabzon-Çaykara

“İlkokul 1. sınıfa başladığım ilk günlerdi. Dersin ortasında çişim geldi. Türkçe bilmediğim için öğretmene söyleyemedim. Rumca konuşmamız yasak olduğu için ben altıma işedim… tutamadım.
Oysaki sınıf öğretmenimiz bizim köydendi ve Rumca biliyordu.
Ama yasaktı konuşamazdım.
Ve bu, dilim yüzünden yaşadığım tek utanç olmayacaktı.”

Eminim bir sürü insanın buna benzer hikayeleri vardır.

Hiç kimse birbirinin aynı değildir ve olmamalıdır.

Farklılıklarımızın içinde; kökenlerimiz, dillerimiz, oyunlarımız, dış görünüşlerimiz gibi birçok unsur var ve bunlar bizi özel kılarak toplumun daha zengin görünmesini sağlar.
Bu farklılıklar, birbirimiz hakkında fikir edinmemizi sağlar.

Bunların hiçbiri olmamalı, herkes aynı olmalı hatta benim gibi olmalı diyen var mıdır?
Bilinçli olarak olduğunu sanmiyorum.
Oysaki biz tüm bunlara rağmen, yıllarca dilimizi özgürce konuşamadık.
Hem korkar hem utanırdık.

Böyle olmasını kim istedi? Tanrı mı?
Hiç sanmam. Ben de istemedim.
Ya siz?

Sonra birşey oldu ve bu iktidar döneminde bu değişti.

Diller, kimlikler özgür kaldı. (Ayrıntılar tartışmaya açıktır)

Bu iyi birşeydi, en azından benim için.
Rüyalarımın çoğunu bile anadilim Rumca’da görüyorken, tipik bir Rum karakter ve kültür örneği sergiliyorken, bundan utanç ve korku duyarak yaşamak benim için zordu.

Peki tüm bu özgürlüğü ve serbestliği sağlayan zihniyet ne oldu da bir anda Rum olmayı iğrenç ve suç unsuruymuş gibi sunuyor?
Bu sizi düşündürmüyor mu?

Hani insan olmak herşeyden önemliydi?
Türklüğün nesi diğer halkların varlığından daha yüce, özellikle Tanrı katında.

Bu ülke varya, o kadar güzel ve değerli ki…
Bu ülkenin birliği de benim için önemli.
Hiçbir rengi reddetmeden ama renk savaşı yapmadan, insani değerlerin etrafında birlik olarak uyumla yaşamak dileğim.

Düşünmeyi ve ayırt etmeyi, hepimiz için en iyi en yüce olan seçimleri yapabilmemiz dileğimle.

Ve tabiki sevgiyle.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.