PONTOS GERÇEĞİ KİTABININ YAZARI TAMER ÇİLİNGİR, FACEBOOK TARAFINDAN 1 AY YASAKLANDI.

Pontos Gerçeği kitabının yazarı Tamer Çilingir Facebook tarafından 1 ay yasaklandı.
19 Mayıs 2018 tarihinde Selanik’te yaptığı konuşmanın ardından Facebook kullanıcısı Türk milliyetçileri, Tamer Çilingir’e yönelik bir şikayet kampanyası başlatmıştı. Şikayetler sonucu Tamer Çilingir’in 23 mayıs 2018 tarihinde yazdığı ‘ERDOĞANSIZ, KEMALSİZ VE BU DEVLETSİZ…’başlıklı seçimlere ilişkin değerlendirme yazısı 31 Mayıs 2018 tarihinde Facebook tarafından ‘Nefret söylemine ilişkin Topluluk Standartlarına’ uymadığı gerekçe gösterilerek yasak kararı alındı. Türkiye’nin soykırımcı, katliamcı ve ırkçı politikalarının eleştirildiği değerlendirme yazısında Erdoğansız Türkiye hayalı kuran ulusal kesimlerin nasıl bir anlayışa sahip oldukları anlatılıyor ve yüz yıllık cumhuriyet tarihi ile yüzleşme çağrısı yapılıyor.
Yazı yayından kaldırıldı. Tamer Çilingir’in Facebook kullanımı 1 ay süreyle yasaklandı.

Facebook’da herhangi bir paylaşımın şikayet edilmesi durumunda kim nasıl bir değerlendirme yapıp karar alıyor bilinmiyor.  Ancak belli ki bu kararı alanların siyasi kimlikleri karar almalarında rol oynuyor. Ve yapılan itirazlar da ciddiye alınmıyor. Facebook’un Türkiye ile ilgili yöneticilerinin ırkçı, milliyetçi ve anti demokratik bir anlayışa sahip oldukları çok açık. Ve değerlendirmelerinin haklılığını aldıkları şikayet sayısı ile savunuyorlar.

 

Tamer Çilingir’in Facebook tarafından yasaklanmasına sebep olan yazısı:

 

ERDOĞANSIZ, KEMALSİZ VE BU DEVLETSİZ…
Bir cümbüştür gidiyor, ‘bu sefer gidici’ diyenler ‘ekonomi çöktü artık yapacak bir şeyi kalmadı’ diyenler. Bu kez daha umutlu sadece AKP ile derdi olanlar. Her şey Erdoğan’ın gidişine endekslenmiş durumda.
15 yıl öncesinin işkencecileri, katilleri, hırsızları, mazlumların, emekçilerin düşmanları, bugünkü işkencecilere, katillere, hırsızlara, mazlumların ve emekçilerin düşmanlarına karşı iktidar savaşı verirken yöntem de sunulmuş durumda hepimize. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bölünmez bütünlüğüne bağlılık, itaat etmek, boyun eğmek şartıyla her türlü mücadele hakkınız var. Bugün bu bile zor ama yarın bu hakkımız olacak diye çırpınıyor birçok insan, umut ediyor, hayal kuruyor.
Yıllarca ‘Hesabı sorulacaktır’ dediğimiz hangi cinayetin, katliamın, soykırımın, hırsızlığın, hukuksuzluğun hesabını sorabildik?
Dün hesap soracağımıza yemin ettiklerimiz, bugün mazlumu oynarken, yarın olur da hükümet olurlarsa durum tam tersine dönecek.
Peki ne değişecek Erdoğan gittiğinde? Artık Türkiye Cumhuriyeti’nin yüz yıllık soykırımcı, katliamcı, ırkçı politik anlayışını temsil eden Anayasalarla ya da bugünkünden daha ‘demokratik’ KHK’larla hakkımızı arayabileceğimiz kadar özgürlüklerimiz olacak.
İstediğimiz yerde içki içebileceğiz en azından. Artık kadınlarımız nispeten daha modern kıyafetler giyebilecek. Doların düşüp çıkması pek derdimiz olmayacak, Kürtler yine terörist, Ermeni ve Rumlar yeminli düşmanımız olmaya devam edecek. yeniden yüz yıllık cumhuriyetin o şahane demokrasisine geri döneceğiz.
HDP’nin durumu ise bu iki siyasi kampın taraflarının arasındaki yarışta kazananı belirleme misyonunun dışında bir güce ve inanca maalesef sahip olmaması. Her seçimde ‘bu son şansımız’ dememize rağmen ne hikmetse Türkiye ‘demokrasisi’ bize hep ‘şans’ veriyor ve umutlanıyoruz. Erdoğansız Türkiye hayalini bugünün en devrimci davranışı gibi görenler, gösterenler yüz yıldır olduğu gibi daha çok seçimde bize demokrasi, eşitlik, adalet vaat edecekler. Evet Erdoğansız, Kemalsiz ama yüz yıllık katliamcı, soykırımcı, soyguncu, sömürücü ‘Devlet’siz hayal kurmaya başladığımızda, devletin ve kendi gerçekliğimizin resmi tarihi, resmi ideolojisiyle hesaplaşmaya, yüzleşmeye başladığımızda ancak bir şeyleri değiştirmeye başlayacağız.