Mavri Thalassa

20.YY BAŞINDA KARADENİZ’DE (PONTOS) RUM NÜFUSU

Tamer Çilingir

Karadeniz’de (Pontos) Rum nüfusu üzerine yapılan araştırmalar göstermektedir ki, siyasi olarak karşı taraflarda yeralanların kendi siyasi düşüncelerini pekiştirmek amacıyla ortaya koydukları rakamların abartılı olduğudur. Bilimsel bir sonuca ulaşabilmek için nüfus sayımlarına, nüfus kayıtlarına ihtiyaç vardır. Ancak eldeki belgelerin de güvenirliği konusunda ne yazık ki emin olunamamaktadır.

Bu konuda resmi tarihçi tezleri savunan Prof.Dr. Kemal H. Karpat’ın nüfus sayımlarına ilişkin değerlendirmeleri de Osmanlı sayımlarının güvenirliliği konusundaki kuşkuları pekiştirmektedir. Karpat’a göre ’’Osmanlı sayımlarındaki ortak kusur, genelde nüfusun, özellikle de kadınların her zaman noksan sayılmış olmasıdır.’’[1] Yine Karpat’a göre Osmanlı sayımlarında nüfusları verilen bölgelerin tam sınırlarına ilişkin sağlıklı bilgiler yoktur. Nüfus listeleri 1870 yılından sonraki idari bölünmelere uymakla birlikte söz konusu dönemde idari bölge sınırları sık sık değişiyordu. Bu nedenle bir nüfus listesinde bulunan bir bölgenin, sonraki listede adı değişmese bile aynı yere karşılık gelip gelmediğinden emin olunamıyor.[2]

Vital Cuinet

Anadolu’daki Müslüman ve Hristiyan nüfusa dair, Osmanlı nüfus sayımı belgeleri dışında en önemli kaynaklardan birisi de Vital Cuinet’in verdiği nüfus sayılarıdır.

Vital Cuinet bir Fransızdır. 18. Yüzyıl başlarında Düyun-u Umumiye (Şimdiki zamanın IMF’si diyebiliriz) adına, Osmanlı şehirlerinin ekonomik sosyal ve kültürel envanter çalışmalarını yapmakla görevlendirilmiştir. Yani Düyun-u Umumiye, Osmanlı’ya borç vermeden önce Osmanlı’nın nesi var, nesi yok diye bir araştırma yaptırmıştır. Vital Cuinet’in yaptığı bu çalışmalar daha sonra 1892’de Paris’te La Turquie d’Asie Géographie Administrative [Asyanın Türkiye’si – İdari Coğrafıya(sı)] ismi altında kitap olarak yayınlanmıştır. Bu kitapta sancakların ve sancaklara bağlı kazaların, coğrafi, idari, nüfus, etnik ve dinsel durumunu anlatan geniş bir istatistik yer almaktadır.

Osmanlı’nın son dönemleri üzerine araştırmalar yapan Batılı yazarların birçoğu kaynak olarak Vital Cuinet’ten yararlanmıştır.

Vital Cuinet ile Osmanlı nüfus sayımları arasındaki rakamlara baktığımızda Müslüman olmayan nüfus rakamları aşağı yukarı, her iki tarafta da aynıdır. Fark Müslüman nüfusun sayısından kaynaklanmaktadır. (Yine resmi Türk tarihi ve Yunan tarihi kaynaklarındaki bilgiler de rakamlar arasında farklılıklar olsa bile yüzde olarak Karadeniz’de yaşayan nüfusun yüzde 25’ini Ortodoks Hristiyanların –Rumların- oluşturduğunu yazmaktadırlar.)

Resmi tarihçiler, Vital Cuinet’in rakamlarını abartılı bulduklarını, bu rakamlara hangi yoldan ulaştığının belirsiz olduğunu söylese de Vital Cuinet üzerinden yürütmeye çalıştıkları bu tartışma gereksizdir. En azından Pontos Soykırımı açısından bakıldığında bu tartışmanın bir anlamı yoktur. Çünkü bu çalışma 1892 tarihinde yayınlanmış bir çalışmadır ve Osmanlı belgeleriyle kıyaslandığında sayısal farklara rağmen oranlarda değişiklik yoktur. Cuinet’in verdigi rakamlara göre toplam nüfusun yaklaşık beşte birini (800 bin Müslüman ve 50 bin Ermeni’ye karşılık 200 bin Rum) oluşturmaktadır. Bizi ilgilendiren ise 1900’lü yıllardan itibaren Karadeniz’de Pontos bölgesinde yaşayan nüfustur.

VİLAYET SALNAMELERİ

Vilayet Salnameleri Osmanlı İmparatorluğu Valiliklerinin yayımladıkları resmi il yıllıklarıdır. Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Gümüşhane, Rize ve Artvin illerini kapsayan Trabzon Vilayet Salnameleri 1869-1904 yılları arasında 22 kez yayınlanmıştır. Coğrafi, toplumsal, ekonomik ve kültürel bilgilerin yanısıra nüfusa dair resmi sayılar da içermektedirler

TRABZON VİLAYETİ 1904 SALNAMESİNE GÖRE NÜFUS[3]

Trabzon Vilayeti 1904 Salnamesine göre Trabzon Vilayeti, 4 sancaktan oluşmaktadır; Trabzon, Canik, Gümüşhane ve Lazistan. Pontos’a dahil olan Rumların yoğun olarak yaşadığı diğer yerler; Amasya, Karahisar Şarki, Tokat, Sinop, Kastamonu’nun ve Sivas’ın bazı kazaları bu tabloda yeralmamaktadır.

Sancak Müslüman Ortodoks Rum Ermeni Toplam Nüfus
TRABZON 517.706 85.394 29.316 634.473
CANİK 231.687 75.161 20.485 328.082
GÜMÜŞHANE 90.480 32.590 1.818 124.888
LAZİSTAN 9.750 1.024 20 10.794
TOPLAM 849.623 194.169 51.639 1.095.431

 

Tabloda Trabzon Sancağı’ndaki 614 Protestan ve 1.443 Katolik ile Canik Sancağı’ndaki 676 Protestan ve 73 Katolik gösterilmemiş ama toplam nüfusa dahil edilmiştir.

1904 Trabzon Vilayeti Salnamesine göre dört sancaktaki Rumların oranı yüzde 20 civarındadır. Ki diğer Pontos vilayetleri bu sayılara dahil edildiğinde oran yüzde 25 civarında olacaktır.

 

OSMANLI DEVLETİ 1906-1907 PONTOS NÜFUS SAYIMI [4]

Vilayet Müslüman Ortodoks Rum Ermeni Toplam Nüfus
TRABZON 1.071.988 215.474 53.455 1.340.947
CANİK 252.957 91.218 22.344 366.519
AMASYA 207.336 23.633 24.351 255.320
KARAHİSAR ŞARKİ 128.437 20.367 20.419 169.223
TOKAT 238.148 17.622 21.161 276.931
GÜMÜŞHANE 106.083 40.494 2.527 149.104
SİVAS 972.792 67.374 144.056 1.184.222
KASTAMONU/SİNOP 645.678 23.061 9.819 678.558
TOPLAM 3.623.419 499.243 298.112 4.420.794

 

Bu tablo hazırlanırken, Osmanlı’nın1906/1907 Nüfus Sayımı olarak adlandırılan istatistikler kullanılmıştır. Ve tabi o günkü idari birimler gözönüne alındığında Sivas’a dahil bazı yerleşim birimleri ve Kastamonuya ait bazı yerleşim birimlerindeki Rum sayısını da yeküne eklemek için, Müslüman nüfusun oranını çok arttırmasına rağmen Kastamonu ve Sivas da bu tabloya dahil edilmiştir. Tablo buna göre değerlendirilmelidir. Tabloda göze ilk çarpan, daha önceki Osmanlı ve Yunan ya da Avrupalı araştırmacıların ortak olduğu nüfusun yüzde 25 Rumlardan oluştuğu verisinin bu istatistiklere uymadığıdır. Bu da toplam nüfusa bakılıp değerlendirildiğinde Rum nüfusun en az 500 bin kişi daha az olduğudur. Ermeni nüfusun oranını iki kat arttıran da Sivas’ın tabloya dahil edilmiş olmasıdır.

 

OSMANLI DEVLETİ 1914 PONTOS NÜFUS SAYIMI[5]

Vilayet Müslüman Ortodoks Rum Ermeni Toplam Nüfus
TRABZON 575.633 116.357 34.799 726.789
CANİK 265.950 98.739 27.058 391.747
AMASYA 178.639 24.956 22.997 226.592
KARAHİSAR ŞARKİ 106.497 24.379 20.411 151.287
TOKAT 163.863 16.734 18.503 199.100
GÜMÜŞHANE 47.325 39.726 1.841 88.892
SİVAS 939.735 75.324 143.406 1.158.465
KASTAMONU/SİNOP 737.302 20.958 8.959 767.219
TOPLAM 3.014.944 416.813 277.974 3.709.731

 

Bu tablo da hazırlanırken, Osmanlı’nın1914 Nüfus Sayımı olarak adlandırılan istatistikler kullanılmıştır. Ve tabi o günkü idari birimler gözönüne alındığında Sivas’a dahil bazı yerleşim birimleri ve Kastamonuya ait bazı yerleşim birimlerindeki Rum sayısını da yeküne eklemek için, Müslüman nüfusun oranını çok arttırmasına rağmen Kastamonu ve Sivas da bu tabloya dahil edilmiştir. Bu tablo da buna göre değerlendirilmelidir. Tıpkı 1906/1907 Nüfus sayımı tablosunda olduğu gibi bu tabloda da Ermeni nüfusun oranını iki kat arttıran Sivas’ın dahil edilmiş olmasıdır.

Görüleceği üzere 1906/1907 sayımları ile 1914 sayımları arasındaki fark, Pontos’da nüfusun azaldığıdır. Ama azalmanın nerede olduğuna tablolara bakarak dikkat edersek, Trabzon ve Gümüşhane verilerinin hemen hemen yarı yarıya, Tokat, Canik ve Amasya’da ise nispeten daha küçük bir azalma göreceğiz. Gümüşhane’de Müslüman nüfus yarı yarıya azalmışken, Trabzon’da hem Müslüman hem Rum, hem de Ermeni nüfus yüzde 50 oranında azalmış görünmektedir. Oysa çeşitli resmi tarih kaynaklarında Trabzon’un nüfusuna dair yine aynı yıllar için verilen rakamlar hemen hemen iki katıdır.

Kadınların sayılmamasından kaynaklı mıdır bu durum? Sayım yapılmayan yerler mi vardır? Vilayetleri kapsayan kimi sancaklar ya da ilçeler unutulmuş mudur? Sayımlara katılmayanlar mı vardır? Bu soruların yanıtını vermek mümkün görünmüyor.

Hemen belirtmeliyim ki her iki döneme ait Lazistan sancağı rakamlarını bu tablolara ben dahil etmedim. Aynı zamanda Kastamonu/Sinop Vilayeti olarak belirtilen bölgenin çok küçük bir kısmı ile Sivas’ın bazı kazaları Pontos olarak kabul edilmesine rağmen, her iki döneme ait bu rakamları –Müslüman nüfusun oranını çok fazla arttırmasına rağmen- tablolara dahil ettim. Dolayısıyla da sorun, Lazistan Sancağını ya da Kastamonu/Sinop Vilayetlerini, Sivas Vilayetlerini Pontos’a dahil edip etmemekte de değildir. Çünkü her iki döneme ait verileri iki tabloda da kullandım. Ama Kemal H. Karpat’ın kendisinin de belirttiği üzere, Osmanlı arşivleri güvenirlilik konusunda emin olunamayacak durumdadır.

Özellikle Osmanlı’nın son dönemine dair, 1914 yılında yapılmış olan nüfus sayımına dair kuşkularımızı derinleştirecek bir diğer nokta ise, iktidardaki İttihat ve Terakki kadrolarının, Anadolu’yu müslüman olmayanlardan temizleme operasyonudur. Siyasi iktidarı elinde bulunduran bu kadroların, kısa bir süre sonra girişecekleri soykırımlar sürecine, bu sayımlarla birlikte başlamış olmaları kuvvetle muhtemeldir.

GEORGES SCLALLİERİS’E GÖRE PONTOS’TA RUM NÜFUS[6]

  Ecclesiastical Province   Number of Greeks
  Amaseia   238,206
  Trapezus     86,671
  Chaldia   103,525
  Koloneia and Nikopolis    37,585
  Rodopolis    36,492
  Metropolis   Number of Greeks
  Amaseia    102,563
                                          Total    605,042

 

George Scallieris’in ‘’Küçük Asya’nın Halkları’’ (“The People and Races of Asia Minor”) adlı kitabında Pontoslu Rumların sayısını 605.402 olarak veriyor. Scalliers’e göre Amasya’da 238.206, Trabzon’da 86.671, Gümüşhane’de 103.525, Niksar ve Şebinkarahisar’da 37.585 ayrıca Amasya Metropolitliğine bağlı 102.563 kişi de tabloya eklenerek 605.402 sayısına ulaşılmıştır. Anlaşıldığı üzere Amasya birincisinde vilayet kilise, ikincisinde Metropolit rakamları diye yanımlanmıştır. Bu açıkça çelişkili bir durumdur, zira diğer vilayetlere dair böyle bir ekleme yapılmamıştır.

Scallieris bu çalışmasında ayrıca Osmanlı’nın 1914 nüfus sayılarından da sözederek, Osmanlı’nın resmi kayıtlarında Pontoslu Rumlara ait sayının kendi iddia ettiğinin de üstünde olduğunu söylemiştir. Oysa Osmanlı’nın 1914 nüfus sayıları Scallierisin iddia ettiğinin çok altındadır.

Scallieris’e gore 1914 Osmanlı nüfus sayılarında, Sinop’ta 37.986, Trabzon’da 164.774, Canik’te 150.087, Lazistan’da 15.024, Gümüşhane’de 74.748, Sivas’ta 39.933, Tokat’ta 39.761, Amasya’da 48.739, Şebinkarahisar’da 51.567 olmak üzere toplam 622.619 Rum yaşamaktadır. Oysa Osmanlı 1914 nüfus sayılarında Rumlar, Sivas ve Lazistan dışında 341.489’dur. Scallieris’in lazistan ve Sivas rakamlarını bu sayıya eklesek dahi (15.024 + 39.933) ulaşacağımız sayı 396.446 olacaktır ki, arada 200 binin üzerinde bir fark vardır. Scallieris’i yanılgıya düşüren vilayet, sancak ve kaza olarak değişik idari birimlerin Osmanlı’da zaman zaman farklılık göstermesi olabilir. Örneğin 1914 nufüs tablosunda bugünkü Amasya ve Tokat’ın ilçeleri, İdari bölge olarak Sivas başlığının altındadır, Bartın ise Bolu başlığı altındadır. Sinop nüfusu Kastamonu başlığı altındayken, Giresun ve bazı ilçeleri Trabzon başığında yer almakta ama Alucra ve Şebinkarahisar ise Sivas başlığı altındadır.

 

İLLER, BÖLGELER VE SAYILAR ARASINDAKİ FARKLILIKLARIN SEBEPLERİ

Sayılardaki bu karışıklığın sebeplerinden biri de, batılı tarihçilerin Rum Patrikhanesi verilerini ölçü olarak almalarıdır. Patrikhanye bağlı metropolit örgütlenme, Osmanlı’nın idari örgütlülüğünden çok farklıdır. Kürdistan’daki Rumlar Antakya Patrikhanesine güneydekiler de Kudüs Patirhanesine bağlıdır. Pontos ve Küçük Asya’da ise İstanbul Patrikhanesine bağlı 81 metropolit bulunmaktadır. Pontos için bu idari birimler 23 tanedir ve yerleri şöyledir:

Argyroupolis (Gümüşhane)

Rodopolis (Maçka)

Trebizond (Trabzon)

Kerasountos (Giresun)

Tripolis (Tirebolu)

Ordou (Ordu)

Kolonia (Şebinkarahisar)

Gialila Giouzou (Yaylayüzü)

Melanthos (Mesudiye)

Ressatige (Reşadiye)

Amaseia (Amasya)

Sevasteia (Sivas)

Sousechn (Suşehri)

Koilassai (Koyulhisar)

Evdokia (Tokat)

Erpaa (Erbaa)

Nixar (Niksar)

Fatsa (Fatsa)

Inoi (Ünye)

Amisos (Samsun)

Sinopi (Sinop)

İnepolis (İnebolu)

Parthenion (Bartın)

Görüleceği üzere Patrikhanenin ve Osmanlı’nın İdari birimleri farklıdır. Osmanlı’da bu idari birimler yıllar aralığında da sık sık değişiklik göstermektedir.

 

KONSTANTİNOS FOTİADİS’E GÖRE PONTOS’TA RUM NÜFUS

Konstantinos Fotiadis, Pontos sürgünü olan bir ailenin çocuğu olarak Yunanistan’da doğmuştur ve Selanik’teki Batı Makedonya Üniversitesi’nde Tarih Profesörü olarak çalışmalar yürütmektedir. Karadeniz/Pontos’a dair,Pontos Rum Soykırımı, İslamizasyon, Gizli Hristiyanlık başlıklı çalışmaları vardır.

1911 PONTOS RUMLARI İSTATİSTİĞİ (Konstantinos Fotiadis)[7]

Vilayet Ortodoks Rum
TRABZON 211.680
CANİK 186.000
SİVAS 26.400
KARAHİSAR ŞARKİ 31.200
TOKAT 75.700
GÜMÜŞHANE 74.460
KASTAMONU/SİNOP 14.700
TOPLAM 620.140

Konstantinos Fotiadis’in ’’Pontos, Justice and Honor to Memory’’ adlı çalışmasında bu istatistikler; Argyroupolis (Gümüşhane), Rodopolis (Maçka), Trebizond (Trabzon), Kerasountos (Giresun), Tripolis (Tirebolu), Ordou (Ordu), Kolonia (Şebinkarahisar), Gialila Giouzou (Yaylayüzü), Melanthos (Mesudiye), Ressatige (Reşadiye), Amaseia (Amasya), Sevasteia (Sivas), Sousechn (Suşehri), Koilassai (Koyulhisar), Evdokia (Tokat), Erpaa (Erbaa), Nixar (Niksar), Fatsa (Fatsa), Inoi (Ünye), Amisos (Samsun), Sinopi (Sinop), İnepolis (İnebolu), Parthenion (Bartın) olarak tek tek sıralandırılmıştır. Anlaşılması açısından yukardaki tabloyu, bahsi geçen vilayetlere dahil ederek biz hazırladık.

Fotiadis’e göre 1911 yılında Pontos’ta bulunan Rum nüfus 620.140’dır ama kırk yıllık süre içince Rusya’ya göçen 416.190 kişi ile birlikte bu rakam 1.036.330’dur.

LEON MACCAS’A GÖRE PONTOS’TA RUM NÜFUS

Leon Maccas, Yunan diplomat ve Les Etudes Franco-Grecques müdürü Leon Maccas ‘‘Hellenisme de l’Asie Minuere, Paris 1919‘‘ adlı eserinde, Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı (1918) sonrasında Pontos bölgesindeki Rum nüfus için 464.530 rakamını veriyor. Zira 1914-1918 arası Teşkilatı Mahsusa çetelerince 150 bin Pontoslu Rum katledilmiştir. Buna göre Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı öncesi Rum nüfus 614 bin civarındadır ve bu sayı Fotiadis ile Scallieris’in sayıları ile hemen hemen aynıdır .

 LEON MACCAS’A GÖRE 1918 SONRASI PONTOS’TA RUMLAR[8]

VILAYET       # Greeks
Kastamonu (Inepolis, Sinope, Baiombat, Aiantzik)        11,621
Trapezunta (Trapezunta, Sourmena, Platana, Kerasunta, Korala, Tripoli, Ordu, Matsuka, Amisos, Fatsa, Oinoi, Tsarsamba, Pafra, Rizaion, Hopa, Ofis, Gumushane, Ardassa, Cheriana)      353,533
Sevasteia(Sevasteia, Amaseia, Metzit, Ouzou, Merzifon, Lantik, Kavza, Bezirkioporou Karahisar, Sarki, Koilahisar, Resudiye, Tokat, Neocaesarea, Erpaa)        99,376

  TOTAL                                                                                 464,530

 

Ayrıca aşağıdaki tabloda daha detaylı sayılar vermektedir.

Sanjak Trapezunta 154,774
Sanjak Tsanik 136.087
Sanjak Lazistan 2,924
Sanjak Gumushane 59,748.

Sanjak Sevasteia 7,702
Sanjak Amaseia 36,739
Sanjak Karahisar Sarki (Nikopolis) 
22,761
Sanjak Tokat 15,058
Inepolis 3,635
Vilayet Sinope 5,689
Bayombat 986
Ayiantzik 1,311

Total: 464,530

 

Aynı çalışmada, Leon Maccas Osmanlının toplam 10.685.574 olan nüfusunun 7.256.147’sini Müslüman, 2.452.151’sini 649.540‘ını Ermeni, 6381 Bulgar, vs. olduğunu belirtmektedir.

 

KARADENİZ’DEKİ MÜSLÜMANLAR TÜRK MÜDÜR ?

Osmanlı nüfus sayımlarında ve kimi tarihçilerin istatistiklerinde de gördüğümüz üzere, nüfus, Müslümanlar, Ortodoks Rumlar, Ermeniler olarak tanımlanmıştır. Bu yanıyla Müslümanların etnik kökenine dair bir bilgi içermemektedirler. Tabi ki bu nüfusun içinde Lazlar, Çerkesler, Kürtlerle birlikte Türkler de vardır.

Ancak yine herkesin çok iyi bildiği gibi kimin gerçekten etnik olarak Türk olduğu belli değildir. Sadece herkesin atalarının Türk olduğuna dair, şurdan gelmişiz, burdan gelmişiz türünden hikayeleri vardır. Aslında bu bilimselliğe dayanmayan hikayelerin anlatılması bile geniş kitlelerce, Karadeniz’e Türklerin sonradan geldiğinin, ordaki yerleşik halklardan olmadıklarının bilindiğini gösteriyor.

Ama daha önemli bir ihtimal daha vardır ki, o da bu müslümanların büyük çoğunluğunun Rum olması.

Önce şu direniş hikayesine bir kulak verelim:

 

OSMANLI’NIN PONTOS’LA (KARADENİZ) İMTİHANI VE KIZLAR KALESİ DİRENİŞİ

Aslında her şey 15 Eylül 1656 yılında başlar… Bu günden sonra Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan Rumlara ve özellikle de Pontos (Karadeniz) Rumları’na yönelik dillerine, dinlerine, varlıklarına yönelik baskı ve zulmün kapıları sonuna kadar açılır… O gün Osmanlı’nın kendi tarihini değiştirmek için attığı önemli bir adımın gerçekleştiği gündür. Köprülü Mehmet Paşa’nın sadrazamlığının ilk günü… Padişah IV. Mehmet [9] 15 yaşındadır ve etrafı taht kavgalarıyla sarılıdır…

Ancak o günü ve sonraki dönemde Rumlara, Pontos Rumları’na etkilerini anlamak için Osmanlı devletinin yönetimine de kısaca göz atmak gerekir… Bu dönemde devlet yönetiminde Avcı Mehmet’in babaannesi Kösem Sultan ile annesi Turhan Sultan arasında büyük bir rekabet vardır… Bu rekabet, Kösem Sultan’ın 1651 yılında Turhan Sultan’ın adamları tarafından öldürülmesiyle son bulur. Ancak bu zaman süresince sadece 10 yıl gibi kısa bir sürede sadrazamlık 17 kez el değiştirir… Osmanlı’nın sürekli kan kaybediyor olmasını durdurmak isteyen Mimar Kasım Ağa ve Turhan Sultan 14 Eylül 1656’da yetmiş yaşındaki Köprülü Mehmet Paşa’ya sadrazamlık için öneri götürür.

 

Köprülü Mehmet Paşa sadrazamlığı bir takım şartları onaylanırsa kabul edeceğini söyler. Şartları şunlardır:

 

– Raporları geri çevrilmeyecek.

– Yapacağı, atama, rütbe ve azillere hiç kimse karışmayacak.

– Kendisi hakkında bir şikayet olduğu zaman padişah kendisini dinlemeden karar vermeyecek.

– Sarayda hiç kimse devlet işlerine karışmayacaktı.

 

KÖPRÜLÜLER DÖNEMİ (1656 – 1683)

Şartları kabul edilir… Ertesi gün Osmanlı’da yeni bir dönem başlar…

15 Eylül 1656 tarihinde sadrazam koltuğuna oturan Köprülü Mehmed Paşa’nın ölmesiyle Sadrazamlığı oğlu Köprülü Fazıl Ahmet Paşa devralır… 31 Ekim 1661’den 3 Kasım 1676’ya kadar Sadrazam koltuğunda kalan Köprülü Fazıl Ahmet Paşa’nın ölümünün ardından bu defa damadı Kara Mustafa Paşa 15 Aralık 1683 tarihine kadar sadrazamlık yapar…

1656 yılından 1683 yılına kadar süren ve Osmanlı’da yaşayan azınlıklar özellikle de Rumlar açısından ‘İslamlaştırma baskısı ve katliamlarla dolu’ geçen bu dönem Köprülüler dönemi diye de adlandırılır…

 

OSMANLI RUMLARINA YÖNELİK İSLAMLAŞTIRMA VE KATLİAMLAR

Köprülü döneminin başlamasıyla Rumların da kaderi değişir. Köprülü Mehmet Paşa ilk olarak Eflak ve Boğdan voyvodalarını isyana kışkırttığı iddiasıyla Rum Patriği 3.Partenios’u İstanbul Parmakkapı’da 24 Mart 1657 yılında idam ettirir. 3. Partenios’un cesedi üç gün aslı durduktan sonra denize atılır.[10]

Bu arada uzun yıllar süren Girit Adası’nın işgali hala tamamlanamaması sorun olur… Bu konunun halledilmesi için adımlar atılır… Bir toplantıda Padişah IV. Mehmet’in annesi Hatice Turhan’ın şu sözleri ilginçtir:

“Şu Girit Ceziresinin kamilen fethine gayret olunsun, ben kaffe-i mücevherat ve sim ü zerre müteallik evani ve edevatımı dahi i’ta ve feda ederim” (Şu Girit adasının hepsinin İslam’a açılmasına gayret edilsin, ben, bütün mücevherlerimi, gümüş ve altın bütün kap kacağımı verir, feda ederim).[11]

Ancak gayretlerine rağmen Köprülü Mehmet Paşa Girit Adasının tamamen işgalini görmez… Adanın işgali, ölümünden 8 yıl sonra sadrazam Köprülü Fazıl Ahmed Paşa döneminde, 1669 yılında tamamlanır. Sadrazam’ın yaptığı ilk iş ise Girit’te bulunan on dört manastırı camiye çevirmek olur.[12]

 

Böylelikle Osmanlı’nın Rumlara yönelik ‘İslamlaştırma süreci’ başlar… Bunu kimi zaman şiddet uygulayarak, kimi zaman Müslüman olmayanlara yönelik vergilerde yaptığı artırımlarla sağlamaya çalışır.

Ama asıl sorun olan yer Pontos’tur (Karadeniz).

 

OSMANLI’NIN PONTOS’LA (KARADENİZ) İMTİHANI

Padişahın mülkü sayılan bütün topraklarda kayıtsız şartsız iktidar olmak ve sömürüyü devam ettirmek için o toprakların imparatorluk sınırları içinde olması yeterli değildir. Yönetim anlayışı, buralarda yaşayan insanların kültürel değerleri, alışkanlıkları değiştirilmedikçe imparatorluk sömürü sisteminin sürdürülemeyeceği üzerine strateji geliştirir. Bunda biraz da artık eskisi gibi toprakları işgal edip elde edilen ganimetlerle iktidarı sürdürme döneminin geçmesinin de payı vardır…

Bu stratejinin geliştiği dönemde, Pontos da çoğunluğunu Rumların oluşturduğu yapısıyla sorun olmaya devam eder. Kendisi de Amasyalı olan, Köprülü Fazıl Ahmed Paşa’nın damadı Sadrazam Kara Mustafa Paşa, daha önce Köprülü Mehmet Paşa’nın yaptığı gibi Pontos’ta baskılarını sürdürdür.

Ama akıllara durgunluk veren baskı adımı 1670’de gelir, Rumca konuşmak yasaklanır… Rumca konuşanların ölümle cezalandırılacağı duyurulur. Bununla da yetinilmez, Osmanlı askerleri ve muhbirleri çarşı pazar, Rumca konuşanların izini sürer.

Rumca konuşurken yakalanan kadınların ve çocukların dilleri kesilir, erkekler ise idam edilir. 8 ila 15 yaş arasındaki çocuklar, ailelerinin elinden zorla alınarak (Türkçe konuşmaları ve Müslüman olarak yaşamaları için) bilinmeyen yerlere götürülür.[13]

 

BAFRA KIZLAR KALESİ DİRENİŞİ

Yine de Osmanlı’nın bütün baskılarına rağmen insanlar dillerinden, özlerinden vazgeçmek istemez… Rumca konuşmayı sürdürürler…

Burada geçenlerde yerel basında gözüme çarpan bir haberden söz etmek istiyorum. Haberin başlığı “Ayvacık İlçesi’ne bağlı Çamlıkale köyünde bulunan Kızlar Kalesi keşfedilmeyi bekliyor” idi. Çamlıkale köyü Ayvacık ilçesine 30 km. uzaklıkta 200 nüfuslu bir köy. Bu köyde bulunan ve köye ismini de veren kaleye dair, Çamlıkale Muhtarı Osman Ozan bir çağrıda bulunmuş:

“Kızlar Kalesi mevcut hali ile bilim adamları tarafından incelenmesi gereken bir yapı. Bugüne kadar yıkılmadan kalmış. Hemen yakınında da bir su sarnıcı kalıntısı var. Define avcılarının izinsiz kazıları da bu kalıntılara zarar veriyor. Yetkililerden kalemizin tarihini araştırmalarını ve turizme kazandırmalarını istiyoruz.”

Kaleye dair fotoğrafa baktığınızda buranın terk edilmişliğini ve ilgisizliğini anlamak mümkün ama zaten muhtarın söylediğinden de anlaşılacağı üzere devlet burayla hiç ilgilenmemiştir.

Neden mi?

Sebebi bundan tam 334 yıl önce burada yaşanmış olan büyük direniştir.

Pontoslu Rumların tarihindeki en önemli direnişlerden biri gerçekleşir bu kalede. Ve bu yüzden devlet, bu kaleye karşı sessiz, sedasız ve ilgisizdir.

Direnişe yol açan olaylar, Osmanlı’nın bütün yasaklamalarına, cezalandırmalarına rağmen Pontosluların Rumca konuşmaktan vazgeçmemesinden kaynaklanır.

Özellikle Bafra’da Osmanlı’nın iktidarından dahi söz edilemez…

Bu yüzden 1680 yılında Osmanlı beylerinden Hasan Ali Bey, Sadrazam Kara Mustafa Paşa’nın emriyle Bafra’yı kuşatır. Amaç sadece buradaki iktidar boşluğunu ortadan kaldırmak değil, aynı zamandan bölgenin diğer yerlerinde de direnen Rumlara gözdağı vermektir. Yüzlerce Bafralı kılıçtan geçirilir, günler süren direnişin ardından 1500 kadın ve çocuk Bafra Kızlar Kalesi’ne sığınır.

Direniş kaleye sıçramıştır… Kuşatma uzun sürer… Bu süre sonra askerler kaleye girmeyi başardığında kızlar kendilerini kaleden aşağı atarak, onlara teslim olmaktansa ölmeyi yeğler. Maliyaris Yayınları tarafından Rumca yayınlanmış Pontos Rum Ansiklopedisi’nde bu direniş esnasında 30 kadının kendini kaleden attığı yazar.

Genç kadınların teslim olmaktansa ölmeyi tercih ettiği bu destansı direnişin ardından Osmanlı, Rumlarla bu şekilde başa çıkamayacağını anlar ve geri çekilir. İşte o günden beri bu kaleye Kızlar Kalesi denir.

 

YA DİLİNİZİ YA DİNİNİZİ…

Osmanlı bu olayların ardından yeni bir yöntem üretir. ..Ve Padişah’ın imzasıyla çıkarılan bir ferman ile Pontoslu Rumlara “YA DİNİNİZİ YA DİLİNİZİ DEĞİŞTİRECEKSİNİZ” emri yollanır.

İşte bu ferman Pontos’un da kaderini bugüne kadar belirleyen önemli bir özellik taşır. Bu ferman sonrasında Batı Pontos‘ta (Samsun, Giresun, Tokat, Ordu, Amasya) yaşayan Rumlar, Ortodoks Hristiyan olarak dinlerini sürdürmeyi, dillerini değiştirip Türkçe konuşmayı kabul ederler.

Doğu Pontos‘ta (Trabzon, Rize, Gümüşhane) yaşayan Rumlar ise tam tersine Rumca konuşmayı sürdürmeyi, dinlerini değiştirip Müslüman olarak yaşamayı kabul eder. Ancak ileriki yıllarda anlaşılacağı üzerine Doğu Pontosluların bir kısmı dışarıya Müslüman görünürken, gizli Hristiyan olarak dinlerini de devam ettirir.

 

334 yıl öncesinde yaşanmış bu olaylar bize gösteriyor ki, özellikle Doğu Pontos bölgesinde ciddi sayıda insan ya gizli Hristiyan ya da Müslüman olmuştur.

 

SADECE KROM İLÇESİNDE 17BİN 260 GİZLİ HRİSTİYAN

18 Şubat 1856 tarihinde Abdülmecit’in Paris Anlaşması’nı imzalaması ve 30 Mart’ta arkasından gelen Hatt-ı Hümayun, ülkedeki Hristiyanların kendilerini güvende hissetmelerine sebep olur. Zorla veya Müslüman vatandaş olmanın avantajlarından yararlanmak amacıyla bir şekilde Hristiyan oldukları halde, İslam görünen Stavriotlar bu güven sonucu, Batılı ülkelere durumlarının incelenmesi için başvurur, İngiliz Büyükelçiliği, Trabzon’daki Vice-Konsül’den (konsolos) detaylı rapor ister. Hazırlanan raporda sadece Krom’da bile 17 bin 260 gizli Hristiyan (Koromlis) yaşadığı belirtilince olay gerek Osmanlı sarayı, gerek Batı’da bomba etkisi yaratır.

Bu, resmi olarak belgelenmiş örneklerden birisidir sadece. Ama özellikle doğu Pontos illerinde halen Rumca (Romeika) dilinin konuşuluyor olması ya da bir iki nesil öncesine kadar çok daha fazla sayıda konuşuluyor olması da düşündürücüdür.

 

NÜFUS SAYIMLARI İÇİN HANGİ KAYNAK DAHA GÜVENİLİR?

Daha önce de belirttiğimiz gibi Osmanlı kaynaklarının güvenirliliği konusunda Kemal Karpat’ın da ifade ettiği gibi şüpheler vardır. Karpat’a göre ’’Osmanlı sayımlarındaki ortak kusur, genelde nüfusun, özellikle de kadınların her zaman noksan sayılmış olmasıdır.’’ Yine Karpat’a göre Osmanlı sayımlarında nüfusları verilen bölgelerin tam sınırlarına ilişkin sağlıklı bilgiler yoktur. Nüfus listeleri 1870 yılından sonraki idari bölünmelere uymakla birlikte söz konusu dönemde idari bölge sınırları sık sık değişiyordu. Bu nedenle bir nüfus listesinde bulunan bir bölgenin, sonraki listede adı değişmese bile aynı yere karşılık gelip gelmediğinden emin olunamıyor.

Özellikle Osmanlı’nın son dönemine dair, 1914 yılında yapılmış olan nüfus sayımına dair kuşkularımızı derinleştirecek bir diğer nokta ise, yine daha önce belirttiğimiz gibi iktidardaki İttihat ve Terakki kadrolarının, Anadolu’yu müslüman olmayanlardan temizleme operasyonudur. Siyasi iktidarı elinde bulunduran bu kadroların, kısa bir süre sonra girişecekleri soykırımlar sürecine, bu sayımlarla birlikte başlamış olmaları kuvvetle muhtemeldir.

Batılı ya da Pontoslu tarihçilerin de abartılı sayıları olan birçok yayını mevcuttur. Ancak özellikle Patrikhane verilerini ölçü alan tarihçilerin en bilimsel, doğruya en yakın sonuçlara ulaştığını düşünüyoruz. Çünkü Rumlar, ortodoks kilisesine bağlıydılar, vaftiz olmak, evlenmek için kiliseye üye olmak zorundaydılar. Öldüklerinde cenazeleri dini gereklerine uygun kaldırılmalıydı. İşte bu nedenle Patrikhane, Rum nüfus için, Osmanlı devletinden daha güvenilir bir arşive sahipti. Zira hem Patrikhane’nin hem Karadeniz’deki birçok metropolitliğin arşivleri, Osmanlının tapu, nüfus vb arşivleri çeşitli dönemlerde çıkan yangınlarda yok edilmiş olsa da, gerçek tarihin karanlık dehlizlerinden süzüle süzüle bugünü aydınlatmaya devam ediyor.

 

KARADENİZ’DEN MÜBADELE İLE BİRLİKTE YUNANİSTAN’A SÜRGÜN EDİLENLERİN SAYISI:182.169

Anadolu toplamı 1 milyon 250 bin olan Mübadele sürgünlerinin 182.169’u Karadeniz’dendir.

O zaman resmi tarihçilere sormak gerekiyor?

Bir an için Osmanlı’nın nüfüs sayılarını doğru olarak kabul etsek bile, 1906/ 1907 sayımına göre 499.243 olan Rum nüfustan 182.169 çıkardığımızda geri kalan 317.074 Rum’a ne olmuştur?

Ya da 1914 sayımına göre 416.813 Rum nüfustan 182.169 çıkardığımızda geri kalan 234.644 Rum’a ne olmuştur?

 

Son olarak Patrikhane kayıtları ve yaşayanların tanıklıklarına göre Karadeniz’de 1914 ile 1923 yılları arasında katledilen insanların sayısı 353.238’dir.

 

Kaynaklar:

[1]Prof.Dr.Kemal H. Karpat, Osmanlı Nüfusu 1830-1914, Timaş Yayınları, İkinci Baskı, İstanbul 2010, Sayfa 15

[2] Prof.Dr.Kemal H. Karpat, Osmanlı Nüfusu 1830-1914, Timaş Yayınları, İkinci Baskı, İstanbul 2010, Sayfa 19

[3]Trabzon Vilayeti Salnamesi 1904, Cilt 22, Sayfa 430-433

[4] Prof.Dr.Kemal H. Karpat, Osmanlı Nüfusu 1830-1914, Timaş Yayınları, İkinci Baskı İstanbul 2010, 335-350 sayfaları arasında yeralan 1906/1907 İstatistiklerinden Pontos bölgesini içeren bilgiler toplanarak hazırlanmıştır

[5] Prof.Dr.Kemal H. Karpat, Osmanlı Nüfusu 1830-1914, Timaş Yayınları, İkinci Baskı İstanbul 2010, Sayfa 356-395 sayfaları arasında yeralan 1914 yılı istatistiklerinden Pontos bölgesini içeren bilgiler toplanarak hazırlanmıştır

[6]The Encyclopedia of Pontian Hellenism: 2 Volume edition, Vol 2

[7]Konstantinos Fotiadis, ‘’Pontos, Justice and Honnor to Memory’’, Norwalk, Connecticut, 26. Statistics of the Pontic Greek Lands

[8]Greece: The Modern Sequel: from 1821 to the present. John S. Koliopoulos,Thanos Veremis,C Hurst & Co Publishers Ltd (Mai 2007) Sayfa 285

[9]Dördüncü Mehmet (Avcı): Birinci İbrahim‘in (Deli) tahtan indirilmesi ile 8 Ağustos 1648 günü daha 7 yaşında iken Padişah oldu. Ava merakı yüzünden avcı lakabıyla anılmıştır. 39 yıl boyunca padişahlık yapmış, 1693 yılında tahttan indirildikten sonra hapsediği zindanda ölmüştür.

[10]İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi III. Cilt 1. Kısım: II. Selim’in Tahta Çıkışından 1699 Karlofça Antlaşmasına Kadar Ankara: Türk Tarih Kurumu 2003, Sayfa 307

[11]Mustafa Nuri Paşa, Netayic Ül-Vukuat Kurumları ve Örgütleriyle Osmanlı Tarihi II. Cilt, Türk Tarih Kurumu Yayınları, İstanbul 1992, 3. Basım, Sayfa 68

[12]Osmanlı Tarihi, Mehmet Maksutoğlu, Ensar Neşriyat, Aralık 2009, Sayfa 338

[13]Pontos Rum Ansiklopedisi 6. Cilt, Maliyaris Yayınları, 1992, Sayfa 163-164.