Mavri Thalassa

MUSTAFA KEMAL’DEN ADOLF HİTLERE PONTOSLU KURBANLAR

Tamer Çilingir 

Helen sürgünleri özellikle Pontos Rum Soykırımı’ndan kurtulan Pontos sürgünleri Yunanistan’a sürgün edilmelerinin ardından, Nazilerin Yunanistan’ı işgali sırasında yeni bir katliamla karşı karşıya kaldılar. Trabzon’da, Giresun’da, Samsun’da, Merzifon’da, Gümüşhane’de eşlerini, çocuklarını, ana ve babalarını kaybedenler 20 yıl sonra bu kez Yunanistan’da  Messoboun, Kerdyllia, Chortiatis, Eleftherohori’de aynı acıları yaşadılar.
Pontos Rum Soykırımı sürecinde Akdağmadeni Sahana Dedra köyünden kurtulan ve sürgün edilen 50 Pontoslu Rum/Helen aile 1924 yılında Selanik’in kuzeydoğusunda bulunan Eleftherohori Giannitson adlı kasabaya yerleştiler.
23 Mart 1944’te, Almanlar, Tatar işbirlikçilerinin eşliğinde (…..), Eleftherohori’yi işgal edip erkekleri kadınları çocukları ve iki bebeği canlı canlı yaktılar. O gün 17 kişi hayatını kaybetti.

Keçilerini otlatan Venizelos Hamalidis, Joseph Hatzivassiliadis ve kızları Anastasia Katsidou ile Barbara Sebasadou ilk katledilenlerdi.
Hamile olan Chariklia Stoforidis, Nazilerin süngüleriyle karnı deşilerek, bebeği dışarı çıkarılarak ve çivilenmiş ve bebeği ile birlikte vahşice öldürülmüştü.
Başka bir evde Naziler, dokuz günlük bebeği ile birlikte Efkari Kapakidou’yu  ve kayınvalidesi Despina Kapakidou’ yu öldürdüler.
Despina’nın annesiyle aynı adı taşıyan kızı, yaralandı ve ölmüş gibi davrandı.
Kousides, iki kızı Anastasia ve Despina, birlikte öldürüldüler.
O gün yaralı kurtulan Virtha Amanatiadou,  vurulmasından birkaç gün sonra yaşlı Georgios Kaltsidis ile birlikte öldürüldü.
Sağ kalanlar ölülerini gömüp köylerini terk ettiler.
(Sosyolog, tarihçi Theofanis Malkidis’in kaleme aldığı makaleden çevrilmiştir)

23 Mart 1944 yılında Giannitsa’da yaşananlar Nazi işgali boyunca devam etmiştir. Ama bu işgalde hayatını kaybeden, işkence gören, yakınlarını kaybedenler arasında özellikle 20 yıl önce Pontos’tan sürgün edilip buraya  gelenler için durum daha da katmerlidir.
Bu kabusu binlerce yıldır var oldukları topraklarda yaşamış olan bu insanların yeniden aynı zulme maruz kalışı sanki bir kader gibidir. Mustafa Kemal’in elinden kurtulup Hitler’in elinde can vermişler.
Pontos’ta çocukken yanlarında anne ve babalarını kaybedenler, 20 yıl sonra çocuklarının gözü önünde çocuklarıyla birlikte bu kez Naziler tarafından aynı işkencelerle hayatlarını kaybettiler.Bu karşılaştırma Pontoslu Rum/Helen kurbanlar özelinde yapılmış olsa da, asıl benzerlik katliam ve soykırımları yapanlar açısından ele alınmalıdır. Benzer yöntemlerle kitlesel kıyımlara girişen bu insanlık düşmanı örgütlenmeler, zaman içerisinde bu yöntemleri kendileri dışındaki hemen her kesime karşı uygulamaya devam ettiler.
Bugüne  kadar neredeyse aynı yöntemlerle dünyanın dört bir yanında kan dökmeye devam ediyorlar. Kürtlerin uzun yıllardır yaşadıkları ve bugün Afrin’deki durum da bu gerçekliğin ta kendisidir.
Suçluların cezalandırılmaması, bu suçların tekrar etmesindeki en önemli etken olarak karşımıza çıkıyor ve bir soykırım bir diğer soykırımı, bir katliam bir diğer katliamı takip ediyor.