Mavri Thalassa

PONTOSLU LİDERLERİN PARİS BARIŞ KONFERANSINA GÖNDERDİĞİ BİLDİRİ

10 Mart 1920’de Barış Konferansı’na Pontus Delegasyonu Tarafından Sunulan Bildiri

Çeviri: Yakup Politoğlu

“Saygıdeğer Efendim

Ermeni sorununun, Pontus sorununa herhangi bir atıfta bunulmadan çözüldüğünü gördük. Bu nedenle bir kez daha Pontus’un ve Sinop’tan Rize’ye kadar uzanan Helen nüfusunun iddialarını ortaya koymayı zorunlu görevimiz olarak görüyoruz.

Söz konusu bölge; Trabzon Vilayeti, Samsun Sancağı, Şebinkarahisar, Amasya ve Sinop olmak üzere 50.000 kilometre karelik bir alana sahiptir.

Pontus, Helenler tarafından M.Ö. 7. Yüzyılda kolonileştirilmeye başlanmıştır. Pontus, 26 yüzyıl boyunca Helen dünyasının bir parçasını oluşturuyor.

Latinlerin, 1204’te İstanbul’u ele geçirmesi üzerine, Trabzon İmparatorluğunu kuran Kommenoslar, İstanbul’un düşüşünden(1453) sadece 8 yıl sonra Türklere boyun eğmiştir. Pontus’un nüfusu yaklaşık 1 milyon 700 bindir. Bu nüfusun 850 bini Helen’dir. Bunun yanı sıra Güney Rusya ve Kafkasya’da, Pontos’un kurtuluşunu bekleyen, evlerine dönmeye hazır, çeyrek milyon Helen göçmen vardır. Nüfusun geri kalanı “Türk” diye olarak gruplandırılsa da, gerçekte farklı milletlerin Müslümanlarıdır. Ayrıca Of ve Tonya bölgesinde yaşayan 250 bin Helen (Hristiyanların torunları) 180 yıldır zorla İslamlaştırılıyor. Bu toplum halen daha Helence’yi/Rumca’yı ve eski Helen geleneklerinin çoğunu koruyor…

Helen nüfus, bu ülkenin entelektüel ve ekonomik yaşamın baş aktörüdür. Bu gerçeği bilen genç Türk Hükümeti, Pontus’un etnografik yapısını sistematik bir zulümle değiştirmeye çalışıyor. Savaş sırasında* bu zulmü daha da yoğunlaştırdı. Bu zulümlerin bir sonucu olarak son beş yıl içinde, 150 bin yurtlarından sürüldü veya Rusya’ya sığınmak zorunda kaldı.

Savaş sırasında Pontus’ta politik öneme sahip olaylar meydana geldi. Rus Ordusu 18 Nisan 1918’de Trabzon’u işgal etti. Türklerin tahliyesinin öncesinde Türk Valisi, idareyi Metropolit yönetimindeki geçici Helen Hükümeti’ne teslim ederken şu ifadeyi kullandı:

“Sizden bu ülkeyi aldık ve size geri veriyoruz.”

Bu yerel Helen kurumu (geçici Helen Hükümeti) neredeyse 2 yıldır sivil hükümeti elinde tutuyor. Bu hükümet Müslümanlar ve Hristiyanlar için karma mahkemeler kurdu. Her iki milletten insanlarla jandarma birliği örgütledi. Vergiler topladı. Geçici Helen Hükümeti, Rus yöneticiler ve Türklerin yanı sıra Müttefik Kuvvetler’in ve ABD’nin yerel temsilcileri tarafından tanındı. Bunun kanıtları, bildirinin sonunda ek olarak bulunabilir.

Geçici Helen Hükümeti, bu sıkıntılı dönemde, hukukun ve düzenin korunmasında başaralı oldu. Üçüncü Ordu Komutanı Vehip Paşa’nın ve Trabzon Müftüsü’nün -ilişikte kopyası bulunan- yazdığı mektupta Metropolit’e şöyle hitap ediliyor:

“Düşmanın Trabzon’a girişinden bugüne kadar, ülkeyi incelikle ve bilgelikle idare etmeyi başardınız. Bu başarıyı kabullenmemizin ve içten hayranlığımızın sıcaklığıyla bunu ifade etmekten mutluluk duyuyoruz.”

Bugün Pontus’un özlemi, bağımsızlığını güvence altına almaktır. Bütün Helen nüfusu bu özlemi paylaşıyor. Bununla birlikte, daha genel hususlar bu çözümü imkansız kılıyorsa; daha önce Lübnan’da çok başarılı bir şekilde uygulanan yönetime benzeyen, özerk bir rejim istiyoruz. Avrupalı bir Vali, yerel özerk bir yönetim ve Avrupalılar tarafından örgütlenmiş yerel jandarma… Pontuslu Helenlere insanca bir varoluşun temel koşullarını sağlayan yalnızca böyle bir rejim güven verebilir. Dahası böyle bir rejim; savaş sırasında zulme uğrayıp ülkeden kaçan 60 bin kişinin de içinde bulunduğu Güney Rusya ve Kafkasya’daki 200 binin üzerindeki Pontuslu Helen’in ülkesine geri dönmesini mümkün kılabilir.

Beş asır süren acı deneyimlerimiz, Türkiye’deki kağıt üzerinde kalan reformların ve garantilerin değersizliği konusunda bizi ikna ediyor.

Bab- Ali üzerindeki Avrupa baskısı, çok uzaktaki Pontus Helenlerini korumak için çok az fayda sağlıyor. Helenler, Kafkasya cephesini yeniden kurma çabası gösteren müttefiklere verdikleri yardımla ve özerklik talepleriyle, kendilerini Türklerin gözünde tehlikeli bir konuma düşürüyor. 1918’in başında Türk Ordusu Trabzon’u yeniden işgal etti. Türk Ordusuna eşlik eden ve resmî himayeler altında örgütlenen çeteler, Hristiyan köylerini yakıp, yıktığı sırada trajikomik bir biçimde General Vehip Paşa, Geçici Helen Hükümeti’ne yazdığı mektupta “Müslüman unsurlara gösterdiği babacan ve yüce koruması için” Geçici Helen Hükümeti’ne teşekkür ediyordu. General, Trabzon’a girdiğinde etrafta hüküm süren sükuneti gördüğü için bu başarıyı kabullenmiş ve tebrik etmişti.

Ateşkese rağmen halen daha Pontus’ta benzer suçlar işleniyor. Barış Konferansı, talihsiz ülkemizden Türk yönetiminin çekilmesi için adım atmadıkça, bu suçlar işlenmeye de devam edecektir.

Öte yandan kendi kendini yönetme imtiyazı Lübnan örneğindeki gibi iyi sonuçlara; Hristiyan nüfusun haklarının güvence altına alınmasına ve iki milletin barış içinde bir arada yaşamasına zemin hazırlayacaktır

Yüksek ehemmiyetle saygılarınıza sunarım efendim.

İmzalayanlar:

CHRYSANTHOS (Trabzon Başpiskoposu)

CONSTANTINE-JASON G. CONSTANTINIDES (Birleşik Pontus Kongresi Başkanı)

SOCRATES OECONOMOS (Paris- Pontus Euxine Ulusal Ligi Başkanı)

Saygılarımızla

DAVID LLYOD GEORGE’a (Büyük Britanya ve İrlanda Başbakanı, Barış Konferansı Başkanı)

Kaynak: The Pontus Question, Memorandum Submitted to the Peace Conference on March 10, 1920 by The Pontus Delegation