Mavri Thalassa

STUTTGART 19 MAYIS 2018 TÜRKAN BALABAN’IN KONUŞMASI

Baden-Württemberg Pontos Rumları Derneği’nin düzenlediği anma etkinliklerine yüzlerce kişi katıldı. Türkiye’den Devrimci Karadeniz, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) ile HDK Avrupa’nın pankartlarıyla yer aldığı yürüyüşte Stuttgart”taki Pontoslu Rumlar da soykırımı kınayan pankartlar açtılar. Anmaya Soykırım Karşıtları Derneği üyeleri de katıldı.
Elazığ Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Yannis Vasilis Yaylalı’nın serbest bırakılmasının istendiği bir pankartı ellerinde beyaz ve kırmızı karanfilleriyle genç kadınlar taşıdı.
Yürüyüşün önünde yer alan kemençe sanatçıları Pontos Rumlarının ağıtlarını çalarken, onlara Pontiyaka/Romeyika sözlerle gençler eşlik etti.
Anmada konuşan gazeteci Türkan Balaban, Pontos Rum soykırımının üç alanda yaşandığını ifade ederek bu durumu şöyle açıkladı:

’’Osmanlı döneminde İttihat ve Terakki’nin, ardından da Mustafa Kemal Hükümeti’nin vahşice katliamlarıyla yok oldu onbinlerce yüreği Pontos, sevdası Pontos, adı Pontos Rumu… 19 Mayıs 1919’da Samsun’da atılan adımla büyük soykırımın son etabıyla başlayan ve 1923’e kadar devam eden süreçte 353 bin can katledilerek Karadeniz kana bulandı… Pontos o koca ‘kara deniz’, kırmızıya boyandı… Çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu büyük bir soykırıma sahne oldu. Çünkü nereden bakarsanız bakın yazıyla üçyüzelliüç bin, rakamla 353.000 çocuğundan yaşlısına, erkeğinden kadınına insandı, hayattı bu topraklarda solan, kaybolan, yok olan… Ölüm yürüyüşlerinde açlıktan, susuzluktan, dayaktan, zulümden öldüler. Kalanlara ise ‘hafızasız’ bir hayat dayatıldı.

Pontos Rum soykırımının asıl kurbanı özellikle kadınlardı

Soykırımı yıllarında Pontoslu Rum kadınlar Müslüman erkeklerin hedefindeydi. Sadece öldürmek değildi amaçlanan. Sadece kadınların fiziksel zayıflığından yararlanmak değildi hedef alınan. Kadın doğurgandı. Hayatın devamıydı. Bu yüzden de kadınlar cinsel anlamda da saldırılara uğradılar. Amaçlanan kadınların varlığını öldürmek, aşağılamak ve küçük düşürmekti ve kiliselerde bile bunu yapmaktan çekinmiyorlardı.

Kim şanslıydı? Tecavüze uğrayarak, kiliselerde diri diri yakılarak öldürülenler mi, hayatta kalarak son nefeslerini verinceye kadar yıllarca başka bir dinde, sevmedikleri bir erkeğin tecavüzüne uğrayarak, sevmedikleri bir hayatı yaşamaya zorlananlar mı? Yüzlerce kadın Müslüman olmaya zorlandı. Erkeklerin haremlerine kapatıldı. Çocuklarından ayrı düştüler. Eşlerinin, babalarının, kardeşlerinin katledilişlerine tanık oldular.

Ancak Pontos kadınları bu kadar ölüme rağmen korkmadı, direnenlerin saflarında yer almayı tercih ettiler. Silahlarını kuşandılar, erkek kıyafetleri giydiler ve dağa çıktılar. Küçük çocuklarını sırtlarına bağlayıp savaştılar. Ne Topal Osman ve adamları ne de Merkez Ordusu askerleri; erkeklerle mi, yoksa kadınlarla mı savaştıklarını biliyordu. Sevdiklerinin ölümü onları korkutmak yerine, eşi benzeri olmayan cesaret ve fedakarlıkla ateşledi.

Pontoslu Rumlar soykırımı üç alanda yaşadılar.

Katledildiler. 353 bin insan mezarları bile olmadan vahşice katledildi, yok edildi.
Sürgün edildiler. 189 bin insan binlerce yıllık topraklarından Pontos’tan bambaşka ülkelere yollandı.
Ve geride kalanlar. Kimliklerini kaybettiler.
Topraklarından gitmek istemeyenlere zorla Müslümanlığı ve Türklüğü kabul etmeleri dayatıldı. Yaşamak için Türklüğü ve Müslümanlığı kabul edenler asimilasyonun en ağırını yaşadılar. Rumluklarından, dinlerinden, dillerinden vazgeçtiler.
Bugünün Türkiyesinde Karadeniz adı verilen coğrafyada Rumluğunu, dilini kaybetmiş binlerce insan yaşıyor.
Ben onlardan biriyim. Bugün burada Müslümanlaştırılmış Rum ailelerin bir evladı olarak konuşuyorum.
Türkiye’de yaşayan benim gibi binlerce Rumun başka bir etnik kimlik altında yaşamını sürdürmek zorunda kalması soykırımın bugün devam ettiğini gösteriyor.

Biz büyük bir aileyiz ve paramparça edilmek, yok edilmek istendik.
Ama başaramadılar. Yok edemediler.
Çünkü her şeye rağmen bugün Pontos’ta Rum kimliğini arayan, sahip çıkmaya çalışan insanlar gün geçtikçe çoğalıyor.
Ama burada konuşuyor olmam, onların başaramadıklarının göstergesidir.
Bizim sesimiz başaramadıklarının göstergesidir.
Bu yüzden hala buradayız diyoruz.
Hala buradayız.
Pontos Rum soykırımında hayatını kaybeden 353 bin insana selam olsun.
Anton Paşalara, Koca Anastaslara, Eleni Çavuşlara selam olsun.

Kazanacağız, Mutlaka kazanacağız!’’