BİRLEŞMİŞ MİLLETLER PONTOS RAPORU

Uluslararası Halkların Kurtuluşu ve Hakları Birliği (LIDLIP) adlı sivil toplum kuruluşu tarafından Birleşmiş Milletler’e Türkiye’de Pontosluların kültürlerini koruyamadıklarına ilişkin bir rapor sunuldu.

14 Ocak 2002 tarihinde sunulan raporu aynen yayınlıyoruz:

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER: ULUSLARARASI BİRLİĞİN İKİNCİ RAPORU 2002

EKONOMİK VE TOPLUMSAL KONSEY E/CN.4/2002/NGO/30

25 Ocak 2002

İNSAN HAKLARI KOMİSYONU

Elli sekizinci toplantı

Konu 11 (c) geçici gündem maddesi

(14 Ocak 2002)

Yazılı rapor* Uzman danışma özelliği olan Uluslararası Halkların Kurtuluşu ve Hakları Birliği** adlı sivil toplum örgütü tarafından arz edilmiştir.

Genel sekreter aşağıdaki yazılı raporu teslim aldı ve Ekonomik ve Toplumsal Konseyin 1996/31 sayılı kararı gereğince dağıttı. (14 Ocak 2002)

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KONUSU İÇEREN MEDENİ HUKUK VE SİYASİ HAKLAR

Uluslararası Halkların Kurtuluşu ve Hakları Birliği adlı sivil toplum örgütü bu gündem maddesi ile İnsan Hakları Komisyonuna bugün Türkiye’de bulunan ve Sinop’tan Trabzon’a kadar uzanan tarihi Pontos yöresinde yaşayan Pontos halkının olayını konu etmeyi arzu ediyor. Binlerce yıl öncesine dayanan kültürel kimliklerinin bir göstergesi olan ifade tarzlarının özgürlüğünde uygulanan kısıtlamalardan endişe duyuyoruz.

Bu ileti tarihi Pontos yöresinde halen yaşayan ve Türkiye’nin diğer yörelerinde halen yaşayan Pontoslular ile ilgilidir.

Tarihi geçmişe bakış

Pontosluların, Küçük Asya’nın kuzey kıyılarındaki varlığı, Pontos krallığının kurulmasından çok daha öncelere M.Ö. 8’inci Yüzyıla rastlar.

Pontosluların tarihlerindeki kültürel özler özellikle klasik devirde (Diyojen, Strabon gibi filozof ve tarihçiler) Elinistik yıllarda ve Bizans döneminde bulunur.

Müslüman olanlar ve Müslüman olmayanlar ayrımına dayanan bir idari yönetim şekli uygulayan Osmanlı İmparatorluğu’nun 15.  Yüzyıl ortalarında gerçekleştirdiği fetihten sonra Pontosluların birliği, yaşam koşulları ve Hristiyan cemaat tarzına dayanan düzenleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun bu sisteminden derin olarak etkilendi. Pontoslular 19. Yüzyıl’da yaşanan Rus-Türk savaşlarından dolayı vatanlarından birkaç kez ayrılmak zorunda kaldı.

Hristiyan Pontosluların toplu cinayet ve etnik temizleme şekilleri ile sistemli olarak yok edilmeleri 20. Asrın ilk çeyreğinde özellikle 1916 ile 1923 yılları arasında gerçekleştirildi. Bu, Küçük Asya halklarının tümünün uzun vadede Türkleştirilmesi için uygulanan siyasetinin bir parçasıdır.

Pontos’ta diaspora ve felaketten kurtulanlar sadece Müslümanlığı kabul eden veya zorla Müslümanlaştırılan Pontoslular oldu. Türkiye ile Yunanistan arasında 1923 yılında imzalanan Lozan anlaşmasına dayalı mübadele (halkların değiştirilmesi) olayı bilindiği gibi her iki ülkede yaşayan halkların etnik kimliği ile değil dini tercihleri üzerinden gerçekleştirildi. Rusya ve Kafkaslara sığınan Pontoslular Sovyetler Birliği’nde sürgün hayatı yaşadı.

Bugün Yunanistan haricinde Amerika Birleşik Devletleri’nde, Avrupa’da, Avustralya’da ve değişik yerlerde çok sayıda Pontoslu yaşamaktadır.

Tarihi bir kültür yok olma tehlikesinde

Pontos’ta yaşayan ve zorla Müslümanlaştırılan Pontoslular onlarca Yunanistan’da ve eski Sovyetler Birliği ülkelerinde yaşayan Pontoslular ile irtibat kurma hakkına sahip değillerdi. Toplumlarına sistemli ayırım ve dağılma siyasetleri uygulanmasına rağmen bugün bile değişik özelliklere sahip Pontos kimliklerinde ısrarlılar.

“Bizler Pontosluyuz’ diyorlar. Son yıllarda bu özellikli kimliğe sahip olma hissi özellikle büyük artış kaydetmekte ayrıca kültürel düşünsel (entelektüel) eylemler ile de yüceltilmektedir. Türk devletinin yetkili makamları, yeni Pontos aydınlarının, bu halkın tarihi ve kültürel kimliği ile ilgili gerçekleri sözlü ve yazılı metinlerle ifade etme çabalarına çok dikkatli dahi olsalar bile, sert tepkiler vermektedir. Güvenilir kaynaklardan edinilen bilgiler son dönemlerde kendi görüşlerini ifade eden yeni Pontos aydın ve düşünürlerinin hayatlarının ölümle bile tehdit edildiklerini gösteriyor.

Bu baskıları, kendilerine profesör süsü veren propagandacıların, halkın ve yörenin üç bin asırlık, zengin tarihi gerçeğini çarpıtma siyaseti olan sözde bilimsel-sahte çabaları izliyor. Devlet resmi açıklamasında bu tarihi halkın Türk ırkından geldiğini iddia ediyor. Devlet mensuplarının hareket tarzını gösteren tipik bir örnek vermek gerekirse birkaç yıl önce televizyonda oynatılan ve Trabzon’u konu olan bir diziyi ele alalım. Dizide Türk ordusundan emekli bir subay ile sözde bir öğretmen ediyordu. Pontosluların Türk kökenli olduğunu iddia ediyor ve Yunanistan’da yaşayan Pontoslular ile irtibatı olanları tehdit ediyordu. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir. Bugün Pontos’u ziyaret eden Yunan turistler ilgili makamlar tarafından katı kontrollere tabi tutulduktan sonra yörede kaldıkları süre zarfında takip edilmektedirler.

Baskı metotları Pontos lisanının yok olma tehlikesini artırıyor

Zorla Müslümanlaştırılan Pontosluların büyük bir kısmı, özellikle Trabzon, Tonya, Of, Sürmene ve Maçka nahiyelerinde yaşayanlar ile İstanbul’un çeşitli belediyelerinde ikamet edenler, Pontos lisanını hiçbir değişikliğe uğratmadan aynen korumuşlardır. Antik Yunanca’ya yakın benzerliği ile tanınan bu lisan, bu yörelerde canlı olarak muhafaza edilmiştir. Günümüzde, bu lisanın konuşulması, Pontos’ta ve genel olarak Türkiye’de yasaktır. Yasadışıdır. Türkiye genelinde Pontosluların dillerini öğrenmelerini ve geliştirmelerini sağlayacak herhangi bir okul pek tabi ki bulunmaz. Sadece Türk okulları mevcuttur. Ülkenin iç kesimlerinden okula gitmek için merkeze gelen genç Pontos nüfusu kız, erkek ailelerinin ana dillerine olan bağlılığından dolayı Türkçe lisanını bilmez. Türkçe ile ilk kez okulda tanışırlar ve öğrenmeleri için kendilerine sert eğitim tarzları uygulanır. Sonunda Türkçe’yi öğrenmeye mecbur gören küçük çocukların kendi aralarında bile Pontosça konuşması yasaktır. Öğrenciler arasında ihbarcı gruplar oluşturulur. Kendi aralarında Pontosça konuşanlar, öğretmenlere ve bazı durumlarda polise ihbar edilir. Maruz kaldıkları sert tepkiler neticesinde sonunda Türkçe konuşmaya ikna edilirler. Ortaokul ve lise talebelerini terörize etme eylemini ırkçı, faşist gruplar, ülkücüler (bozkurtlar) üstlenir. Bu eğitim sistemleri Pontos talebelerinin yüksek öğretim kurumlarına girmelerine mani olur. Pontos bilincini ve kültürünü mecmualar vasıtasıyla ifade etmek isteyen Pontos kökenli talebeler bu hallerde Türk yetkili makamları tarafından verilen hapis cezalarına çarptırılmak tehlikesi yaşarlar.

Otoriter, despotça bir yapıya sahip Türk devleti anayasal ve hukuksal çerçevesi dahilinde yürüttüğü siyaseti ile Pontos-Pontoslular kelimelerini yok etme, Pontos kimliğinin bilincini ve düşüncelerini kişisel veya toplu olarak barışçı yollarla ifade etme çabalarına baskı yapmaktadır.

 

Pontos kültürünün ifade tarzı korunmalıdır.

Durumun etraflıca betimlenmesi ve tasvir edilmesinden sonra, Uluslararası Halkların Kurtuluşu ve Hakları Birliği örgütü Türkiye’de yaşayan belli bir halkın Pontosluların kendilerini ifade etme özgürlüğüne sahip olmadığı kanaatinde ısrarlı olmayı arzuluyor. Uluslararası toplumlar da bu gerçeği bilmek zorundadır. Ayrıca bu duruma son verilmesi yönünde yapılacak olan müdahaleler insanlığın zenginleşmesinde büyük katkısı olan ve halen yaşamakta olan bir kültürün korunması yönünde atılan bir adım olarak nitelenir.

*Bu yazılı beyanname teslim alındığı gibi yayınlandı. Sivil toplum örgütünün veya örgütlerinin arz ettiği lisan veya lisanlarda hiçbir düzeltme yapılmadı.

** LIDLIP (Ligue Internationale pour les Droits et la Libération des Peuples – LIDLIP)

LIDLIP, 1976’da Russell II Mahkemesinin bir devamı olarak kuruldu. Faaliyetleri, Halkların Haklarının Evrensel Bildirgesi’nde yer alan ilkelere dayanmaktadır LIDLIP, 1980’den beri ECOSOC ile danışma statüsünde olan bir STK’dır. O zamandan beri, insan hakları organlarında aktif diplomasi alanında aktif olmuştur. Özellikle uluslararası platformda sesi olmayan insanlara müdahale eden Birleşmiş Milletler Birkaç yıl boyunca LIDLIP AGİT’e aynı şekilde müdahale etmektedir.

Kaynak: Pontos Antik bir kimliğin geri dönüşü, Mihalis Haralambidis, Stravon Yayınevi, sayfa 116-119

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.